Eki 8, 2015
3169 Görüntülenme

Cahit Sıtkı Tarancı Hayatı

Written by

CAHİT SITKI TARANCI HAYATI

Cahit Sıtkı Tarancı, henüz genç yaşta kaybettiğimiz şairlerimizden birisidir. Cahit Sıtkı Tarancı, 4 Ekim 1910 yılında Diyarbakır da doğmuştur.13 Ekim 1956 yılında henüz 46 yaşındayken Avusturya’nın Viyana kentinde hayata gözlerini yumdu.

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en önemli şairlerinden birisidir.Onun en ünlü şiirleri Yaş Otuz Beş ve Memleket İsterim şiirleridir.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın babası Bekir Sıtkı Bey ve annesi ise Arife Hanım’dır..Bekir Sıtkı Bey, Diyarbakır’ın ticaretle ve ziraatle uğraşan köklü Pirinçzadeler ailesindendir.Ailesi, ona Hüseyin Cahit adını verdi. Ama bir çoğumuz isminin başındaki Hüseyin’i bilmiyoruz ve kitaplarda isminin başında Hüseyin ismi yer almamaktadır.O dönem Soyadı Kanunu çıktığından dolayı bir soy ismi alacaklardı.Akrabaları “Pirinççioğlu” soyadını alırken Bekir Sıtkı Bey, o sıralar pirinç  ekiminden zarara uğraması nedeniyle soyadlarını çiftçi anlamına gelen “Tarancı” olarak belirlenmiştir.

Cahit Sıtkı Tarancı ilk eğitimine Diyarbakır da başlamış ve ardından aile gelenekleri dolduğundan dolayı orta öğretimini orada tamamlaması için Kadıköy Fransız Saint Joseph Lisesi’ne gönderildi. Lise öğrenimi içinse 1931 yılında Galatasaray Lisesi’ne geçti.

Fransızcayı çok iyi öğrenerek bir çok Fransız yazarı (Baudelaire, Rimbaud, Mallarme’) özümsedi.İlk şiirlerini lise hayatında yazmaya başladı.Hatta bu şiirleri Galatasaray Lisesi’nin çıkarmış olduğu Akademi isimli dergisinde yayınlanacaktır. Daha sonraki dönemlerde Servet-i Fünun dergisinde de şiirleri yayımlanacaktır.Bir ömür boyu yakın dostu olacak olan Ziya Osman Saba’yı 1928-1929 yılında okul da tanıştı.

 

Girdiği Mülkiye Mektebi’nden (Mülkiye Mektebi : Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinin tarihsel ismidir.) ikinci senenin sonunda atıldı.Daha sonra Yüksek Ticaret Okulu’na girdi ancak o dönem de memurluk sınavını kazanıp Sümerbank’ta çalışmaya başlayınca bu okuldan da ayrılmak zorunda kaldı.“Ömrümde Sükût” adlı ilk şiir kitabı henüz Mülkiye Mektebi’nde iken yayımlandı.

Atamasının  Karabük’e çıkmasından dolayı Sümerbank’taki memurluk görevinden ayrıldı.Çalışma hayatına öykülerini yayımlamakta olduğu Cumhuriyet gazetesinde sürdürdü. Çalıştığı gazetenin sahiplerinin desteğiyle üniversite yüksek öğrenimini tamamlamak üzere Paris’e gitti. Paris’e gitti. 1938-1940 yılları arasında Sciences Politiques’e devam etti. Paris’teyken Paris Radyosu’nda Türkçe yayınlar spikerliği yaptı; bir yandan da gazeteye öyküler göndermeye devam etti. Paris’teki öğrenciliği sırasında Oktay Rifat ile tanıştı. Biliyorsunuz Oktay Rifat ta bir şair ve aynı zamanda edebiyatımızın bir başka büyük şairi olan Nazım Hikmet’in kuzenidir.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman uçakları 1940 yılında Paris’i bombalamaya başlayınca öğrenimini tamamlayamadı;bisiklet ile kaçarak Lyon ve Cenevre yoluyla Türkiye’ye geri döndü.Askerliğini 1941-1943 yıllarında Ege’nin küçük kentlerinde yaptı.Ünlü “Haydi Abbas” şiiri, askerlik döneminin bir ürünüdür.

O yıllarda ailesi artık İstanbul’a yerleşmişti; bir süre babasının Eminönü’deki ticarethanesinde çalıştı ancak içki sorunları yüzünden babası ile arası açılınca Ankara’ya gitti. Sırasıyla Anadolu Ajansı’nda, Toprak Mahsulleri Ofisi’nde ve Çalışma Bakanlığı’nda tercüman olarak çalıştı. “Otuz Beş Yaş” şiiri ile 1946’da CHP Şiir Ödülü’nde birincilik aldı ve yurtçapında tanınan bir şair oldu. Çalışma Bakanlığı’ndaki görevi sırasında tanıştığı Cavidan Tınaz ile 4 Temmuz 1951’de evlendi. Evlendikten sonra yazdığı şiirlerini “Düşten Güzel” adlı kitapta topladı.

1953 yılında geçirdiği bir krizden sonra felç oldu. Yatağa bağlı ve yarı bilinçli durumda olan şair; İstanbul ve Ankara’da çeşitli hastanelerde tedavi gördü; bir yıl kadar Diyarbakır’daki baba-evinde bakıldı. 1956 yılında tedavi ettirilmek üzere devlet tarafından Avrupa’ya götürüldü; zatülcenp hastalığına yakalanarak 12 Ekim 1956’da Viyana’da vefat etti Cenazesi Ankara’da Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedildi.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın edebi yaşamından da bahsedersek o sanat için sanat ilkesine bağlı kaldı.Ona göre şiir, kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır.[kaynak belirtilmeli] Vezin ve kafiyeden kopmamış; ama ölçülü veya serbest, her türlü şiirin güzel olabileceği inancını taşımıştır. Açık ve sade bir üslubu vardır. Çoğu gerçeğe bağlı olan mecazları, derin, karışık ve şaşırtıcı değildir. Uzak çağrışımlara ve hayal oyunlarına pek itibar etmemiştir. Zaman zaman bazı imaj ve sembollere başvurmuştur.

ESERLERİ

Şiir kitapları

  • Ömrümde Sükut (1933)
  • Otuz Beş Yaş (1946)
  • Düşten Güzel (1953)
  • Sonrası (1957)

Mektupları

  • Ziya’ya Mektuplar (Ölümünden sonra 1957. Ziya Osman Saba’ya mektupları)

Öykü kitapları

  • Gün Eksilmesin Penceremden (Ölümünden sonra derlendi)

 

Kategori:
Şairler
http://www.resimlisiirler.net

Aşka, sevgiye, dostluğa dair en güzel şiirleri resimleri ve şairlerin hayatını resmederek sizlerle buluşturuyoruz.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir